The post Basel 4’e Covid-19 ertelemesi… appeared first on Dr. M. Ayhan ALTINTAŞ.
]]>
Bizim Basel 4 olarak nitelediğimiz, Basel Komitesi’nin ise 7 Aralık 2017’de Basel 3 reform sürecinin son düzenleme paketi olarak takdim ettiği yeni standartların 1 Ocak 2022 olarak öngörülen ilk yürürlük tarihi, denetim otoriteleri ve bankaların Covid-19 salgınının ekonomik etkileriyle mücadele kapasitesini artırma gayesi ile bir yıl ertelendi.
Basel Komitesi’nin 27 Mart 2020 tarihli duyurusuna göre bir yıllık erteleme kapsamına giren düzenlemeler ve yeni yürürlük tarihleri aşağıdaki gibidir:

Kaynak: https://www.bis.org/press/p200327.htm
Yasal Uyarı: Bloğumuzda yayınladığımız yazıların öncelikli amacı, ‘Bankacılıkta Risk ve Sermaye Yönetimi’ isimli kitabımızın okuyucularına kitapta irdelenen konularla ilgili daha kapsamlı ve gerektiğinde daha güncel bilgi sunmaktır. Yazılarımızda yeralan tespit ve değerlendirmeler şahsımız dışında hiçbir kişi veya kurumu bağlamaz. Yatırımcılar, yazılarımızda yeralan bilgi, tespit ve değerlendirmelerden hareket ederek para veya sermaye piyasalarında pozisyon aldıklarını iddia edemezler. Yatırım danışmanlığı ile iştigal edenler, yatırımcıları yönlendirici mahiyette tavsiyelerde bulunanlar, yazılarımızdan, kaynak göstermek suretiyle dahi alıntı yapamazlar.
The post Basel 4’e Covid-19 ertelemesi… appeared first on Dr. M. Ayhan ALTINTAŞ.
]]>The post FRTB Uyumu İçin Acele Etmemek Lazım… appeared first on Dr. M. Ayhan ALTINTAŞ.
]]>
Basel Komitesi’nin 2022 yılında yürürlüğe girmek üzere Aralık 2017’de açıkladığı son düzenleme paketinin en maliyetli bileşenlerinden birisi ve muhtemelen de en maliyetlisi sanırız yeni piyasa riski düzenlemesidir. Aslında Basel Komitesi tarafından ticari portföyün esaslı bir şekilde gözden geçirilmesi (FRTB-Fundemental Review of Trading Book) temasıyla yürütülen çalışmalar sonucunda ortaya çıkan yeni piyasa riski standartları Ocak 2016’da yayınlanmış, yeni düzenlemenin 2019 yılsonundan itibaren uygulanması planlanmıştı. Ancak ilk uygulama tarihi, Aralık 2017 paketinde yer alan diğer düzenlemelerle birlikte 2022’ye ötelendi.
FRTB, 1996 yılından bu yana yürürlükte bulunan standart ve içsel piyasa riski ölçüm yöntemlerini kökten değiştiren kapsamlı bir düzenlemedir. İçsel tarafta en önemli değişiklik %99 güven düzeyindeki Riske Maruz Değer (VaR- Value at Risk)’in, %97.5 güven düzeyindeki Kuyrukta Beklenen Kayıp (ES-Expected Shortfall ) ile değiştirilmesidir. Ancak yeni düzenlemenin Stres ES yaklaşımı, küresel krizden sonra Basel 2.5 ile getirilen Stres VaR’dan daha insaflıdır.
FRTB, bizim bankalarımız için çok daha önemli olan standart ölçüm yöntemlerini de kökten değiştirmekte, ancak kabul edilen yeni standart yaklaşım ileri ve içsel yaklaşımları aratacak ölçüde kompleks ve zahmetli ve yine muhtemeldir ki maliyetli bulunmaktadır. Piyasa riski ölçümünde halen kullandığımız standart yaklaşımın teorik temeli 1960’larda ‘Sharpe ‘ tarafından kurgulanan Finansal Varlıkları Fiyatlama Modeli (CAPM)’ne dayanıyor. Menkul kıymetlerdeki fiyat oynaklıklarının birbirinden ayrıştırılabilecek iki bileşenden (sistematik risk veya genel piyasa riski + spesifik risk) oluştuğunu varsayıp, sermaye yükümlülüğü hesaplıyoruz. Yeni düzenlemede ise piyasa fiyat oynaklıklarının karşılığı olarak görebileceğimiz üç risk bileşeni bulunmaktadır: Genel Piyasa Riski + Kredi Spread Riski + Temerrüt Riski. Mevcut düzenlemedeki spesifik risk bileşeninin, yeni düzenlemedeki tam karşılığının ne olduğu tartışmaya müsait. ‘Kredi spread riski’nin büyük ölçüde spesifik riski ikame edeceği söylenebilir. Basel Komitesi dokümanlarından anladığımız, kredi spread riski öncelikle borçludan bağımsız olarak, enstrümanın kredi kalitesine (örneğin BBB kredi notuna) piyasanın biçtiği spreadi, sonra da sadece borçluya veya borca özgü risk faktörlerinden kaynaklanan ‘spesifik kredi riski spreadi’ ni karşılamayı hedefliyor. Temerrüt riski karşılığı ise spesifik kredi riski spreadinin de kavrayamadığı uçtaki temerrüt hadiselerini karşılayacak ilave ve yeni bir bileşen olarak görülebilir. Bu çerçevede, örneğin alım-satım hesaplarındaki faiz getirili enstrümanlar için piyasa riski sermaye yükümlülüğü bileşenlerini ve kavradıkları riskleri aşağıdaki şekilde resmetmek mümkün:

Yeni düzenleme ile ‘genel piyasa riski’ ve ‘kredi spread riski’ ‘duyarlılıklara dayalı yöntem’ ile ölçülecek. Ne var ki ‘Duyarlılıklara Dayalı Yöntem’ kendi altında üç tür sermaye yükümlülüğü barındırmakta: Delta, Vega ve Kurvatür
FRTB’nin ortaya çıkmasıyla, doğal olarak tüm bankaların bu kadar kompleks bir düzenlemeye ihtiyacı bulunup bulunmadığı da tartışılmaya başlanmış, Basel Komitesi uluslararası aktif veya sistemik önemli olmayan bankalar için daha basit bir standart ölçüm versiyonu için çalışma başlatmıştır. Haziran 2017’de istişareye açılan ilk taslak, risk faktörleri ve varlık fiyatları arasındaki doğrusal ilişkileri kavrayacak Delta sermaye yükümlülüğünün uluslararası aktif/sistemik önemli olmayan bankalar için yeterli olacağını (bu bankaların Vega ve Kurvatür sermaye yükümlülüklerini hesaplamamasını) öngörmekte idi. Mart 2018’de yayınlanan ikinci istişari dokümanda ise hem FRTB standart yaklaşımındaki bazı risk ağırlıklarının bankalar lehine revize edilmeye çalışıldığı görülmekte hem de uluslararası faaliyeti sınırlı/sistemik önemli olmayan bankalar için basitleştirilmiş standart yaklaşım versiyonu yanında, mevcut Basel 2 standart yönteminin risk katsayıları artırılarak kullanılmasının da bir alternatif olarak değerlendirildiği açıklanmaktadır. İkinci alternatif tercih edildiğinde Basel 2 piyasa risk ağırlıklarının (dolayısıyla sermaye yükümlülüklerinin) kalibrasyonunda kullanılması planlanan çarpan seviyeleri aşağıdaki gibidir.
Mart 2018’de piyasa riski sermaye yükümlülüğü revizyonu olarak yayınlanan istişari doküman dikkatle tetkik edilmediği müddetçe, fevkalade önemli olabilecek bu ayrıntıyı gözden kaçırmak hayli kolay gözüküyor. Üstelik üzerinde zaten çok uzun süredir çalışılmış olan basitleştirilmiş versiyonla ilgili nihai bir açıklamanın yapılmamış olması, hayli sürpriz bir şekilde ortaya çıkan yukarıdaki alternatif üzerinde daha detaylı çalışıldığına yorumlanabilir mi bilmiyoruz. Ancak dikkatle takip etmekte fayda var.
Not: Nihai düzenleme 14 Ocak 2019′ da yayınlandı. Küçük ölçekli kompleks olmayan bankalar için özel bir versiyon geliştirme yerine mevcut standart yöntemin risk ağırlıkları artırılarak kullanılabilmesi seçeneği üzerinde uzlaşıldı. Kalibrasyonda kullanılacak çarpan seviyeleri faiz, hisse, emtia ve döviz için sırasıyla 1.30, 3.50, 1.90 ve 1.20 olarak belirlendi.
Yasal Uyarı: Bloğumuzda yayınladığımız yazıların öncelikli amacı, ‘Bankacılıkta Risk ve Sermaye Yönetimi’ isimli kitabımızın okuyucularına kitapta irdelenen konularla ilgili daha kapsamlı ve gerektiğinde daha güncel bilgi sunmaktır. Yazılarımızda yeralan tespit ve değerlendirmeler şahsımız dışında hiçbir kişi veya kurumu bağlamaz. Yatırımcılar, yazılarımızda yeralan bilgi, tespit ve değerlendirmelerden hareket ederek para veya sermaye piyasalarında pozisyon aldıklarını iddia edemezler. Yatırım danışmanlığı ile iştigal edenler, yatırımcıları yönlendirici mahiyette tavsiyelerde bulunanlar, yazılarımızdan, kaynak göstermek suretiyle dahi alıntı yapamazlar.
The post FRTB Uyumu İçin Acele Etmemek Lazım… appeared first on Dr. M. Ayhan ALTINTAŞ.
]]>The post Basel 4 yol alıyor… appeared first on Dr. M. Ayhan ALTINTAŞ.
]]>
İlk blok yazımızda Basel 4 taslağı olarak nitelediğimiz düzenleme çalışmalarının çoğunun sonuçlanıp standart formuna kavuştuğunu, Basel Bankacılık Denetim Komitesi’nin dün (7 Aralık 2017) yaptığı açıklama ve yayınlarla öğrenmiş bulunuyoruz. Basel Komitesi bu çalışmaları küresel krizden sonraki reform sürecinde yapılan tüm çalışmaları kavrayacak bir şekilde Basel 3 olarak niteliyor ve 2017 reformlarının tanıtımını da ‘Basel 3’ün nihayetlendirilmesi’ başlığıyla yaptı. Dolayısıyla, en azından Komite’nin gözünde, reform sürecinin tamamlandığını varsayabiliriz. Komite, bu açıklamadan sonra, yapacağı kapsamlı reformları muhtemelen başka bir sıfatla tanımlamak zorunda kalacak. Umarız böyle bir ihtiyaç hiç hasıl olmaz. Zira nihayetlendiği açıklanan düzenlemelerin bile sektör tarafından sindirilmesi için asgari on yıllık bir süre gerekir diye düşünüyoruz. Kaldı ki önümüzdeki süreçte, nihayetlenen çalışmalarda da pek çok değişiklik ihtiyacı doğabilir.
Komite, yeni düzenlemeleri Basel 3 olarak nitelemekte ısrar etse de, sektörde bu düzenlemeler Basel 4 olarak anılıyor. Biz de kişisel olarak Basel 4 nitelemesinin büyük fayda sağladığını düşünüyoruz. Zira Komite’nin 1988 yılından bu yana riskler bazında tanıttığı yöntemleri birbirinden ayırmak başka türlü mümkün olamıyor. Nihayetinde ya küresel krizden sonra bir ihtiyaca binaen ortaya yeni çıkan veya 2004 yılında Basel 2 olarak tanıtılan kapsamlı sermaye yeterliliği uzlaşısını (ki bazı bileşenleri 1996 tarihli piyasa riski düzenlemesinden yadigardır) tahkim etmeye yönelik düzenlemelerden bahsediyoruz. Ancak Basel 3 aşamasında risk bazlı sermaye yeterliliği uzlaşısının yanı sıra likidite yeterliliği, risk bazlı olmayan kaldıraç oranı, zarar karşılama kapasitesi benzeri pek çok yeni düzenleme yapıldığını hatırlamak gerekiyor. Düzenlemelerden önemli bir bölümünün ise, geçmişte yapılan hataları (küresel krize tepki mahiyetinde çok acele ile yapılan düzenlemelerle yapılan hatalar dahil) düzeltmeye yönelik olduğunu belirtmekte fayda var. Düzenlemelerden bazıları eskiye dönüş veya geri çekilme olarak da nitelenebilir. Örneğin kullanılan yöntemlerin gelişmişlik düzeyini baz alıp ölçeklerseniz, Basel 4 düzenlemelerinin aslında Basel 1.75 olduğunu düşünebilirsiniz.
Komitenin açıkladığı 2017 reformları ve planlanan yürürlük tarihleri aşağıdaki gibi:

Ülkemiz bakımından önem arz etmese de düzenlemeler içinde en önemlisi ileri/gelişmiş/içsel yöntemleri kullanan bankaların da bundan sonra standart yöntemleri baz olarak kullanmalarının zaruri hale gelmesi. İleri/gelişmiş/içsel yöntemlerle hesaplanan risk ağırlıklı varlık tutarı (riske esas tutar) standart yöntemlerle hesaplanan tutarın %72,5’inden daha düşük olamayacak. Ancak bu oran 1 Ocak 2027’de geçerli olacak. Taban uygulaması 1 Ocak 2022’de %50 ile başlayıp kademeli olarak artacak.
Ülkemiz bankalarını ilgilendiren en önemli düzenleme, yeni operasyonel risk çerçevesi. Mevcut standart ve ileri ölçüm yaklaşımları kaldırılıyor. Tek bir standart yaklaşım olacak. İçsel modellerin yasal sermaye yeterliliği hesaplamalarında kullanılmasına izin verilmeyecek.
Kredi riski standart yaklaşım revizyonu, istişareye açılan son dokümanlarda ortaya konulan çerçeveden fazla sapılmadan tamamlanmış gözüküyor. Bağımsız kredi derecelendirme notlarını kullanmak istemeyen ülkelerde banka ve kurumsal şirket portföyleri için yeni geliştirilen SCRA -Standart Kredi Riski Değerlendirme Yaklaşımı (Standardised Credit Risk Assessment Approach) kullanılabilecek. Ülke (hazine) riskleri için benzer bir hareket tarzı şimdilik mümkün olmamış. İlerisi için de söz verilmiyor. Komite yine de, reform dokümanlarının yanı sıra, ülke riskleri ile ilgili bir tartışma dokümanı yayınlamayı ihmal etmedi.
Kredi riski içsel derecelendirme yaklaşımında yapılan revizyonların istişareye açılan dokümanlarda niyetlenilen boyutta veya keskinlikte olmadığı dikkat çekiyor. Temerrüt örneği kısıtlı portföylerde içsel derecelendirmeye tamamen son vermek yerine, bazı risk parametrelerinin denetim otoritesi tarafından sağlandığı temel içsel derecelendirme yöntemi bu portföyler için tek seçenek haline getirilmiş. Standart yaklaşımda SCRA seçeneği tanınırken, içsel derecelendirme yönteminde banka ve büyük kurumsal portföyün bağımsız derecelendirme şirketlerinin notlarına emanet edilmesi çelişki olarak değerlendirilmiş veya muhalefetle karşılaşmış olabilir. Ancak yukarıda açıkladığımız ‘taban’ uygulaması sebebiyle bunun çok önemli olmadığı da söylenebilir.
Yeni piyasa riski çerçevesi Ocak 2016’da açıklanmıştı. Planlanan uygulama tarihi 2019 idi. Dünkü açıklama ile uygulama tarihi 2022’ye ötelendi. Zaten piyasa riski düzenlemesinin nihayetlendiği de söylenemez. Malum yeni piyasa riski çerçevesinin standart yaklaşımları Basel 2’yi mumla aratacak ölçüde kompleks. Sistemik önemli olmayan bankalar için basitleştirilmiş bir standart yaklaşım üzerinde çalışılıyor. 29 Haziran 2017’de istişareye açılan çalışma sonlanmış değil.
Bağlamadan bir hatırlatma daha. Basel 4 düzenlemeleri içinde anılan ‘müdahil olma riski’ne (step –in risk)’ ilişkin nihai doküman Ekim 2017’de yayınlandı. Ortaya somut yükümlülükler getiren bir standart yerine, bol tavsiyeli bir rehber çıktı. Ancak iyi değerlendirilmesinde yarar var. En geç uygulama tarihi 2020.
Yasal Uyarı: Bloğumuzda yayınladığımız yazıların öncelikli amacı, ‘Bankacılıkta Risk ve Sermaye Yönetimi’ isimli kitabımızın okuyucularına kitapta irdelenen konularla ilgili daha kapsamlı ve gerektiğinde daha güncel bilgi sunmaktır. Yazılarımızda yeralan tespit ve değerlendirmeler şahsımız dışında hiçbir kişi veya kurumu bağlamaz. Yatırımcılar, yazılarımızda yeralan bilgi, tespit ve değerlendirmelerden hareket ederek para veya sermaye piyasalarında pozisyon aldıklarını iddia edemezler. Yatırım danışmanlığı ile iştigal edenler, yatırımcıları yönlendirici mahiyette tavsiyelerde bulunanlar, yazılarımızdan, kaynak göstermek suretiyle dahi alıntı yapamazlar.
The post Basel 4 yol alıyor… appeared first on Dr. M. Ayhan ALTINTAŞ.
]]>The post Basel 4 düzenleme ve taslakları appeared first on Dr. M. Ayhan ALTINTAŞ.
]]>
Basel Komitesi’nin halihazırda standart olarak yayınladığı ancak yürürlüğe girmeyen veya istişare süreci halen devam etmekte olan on civarında önemli çalışması bulunmaktadır. Bu çalışmalar genelde Basel 4 düzenlemeleri olarak anılmaktadır. Aslında Basel 2.5, Basel 3 ve son olarak da Basel 4 olarak isimlendirilen düzenleme veya /düzenleme öneri veya taslaklarını Basel 2’yi ortadan kaldırmayı amaçlayan yeni sermaye yeterliliği uzlaşıları olarak takdim etmek veya anlamak fevkalade yanlıştır Ancak yine de Basel düzenlemelerini 1, 1.5, 2, 2.5., 3 ve nihayet 4 olarak etiketlemek, kronolojiyi doğru bir şekilde aktarma ve yöntemleri birbirinden ayırmada büyük kolaylık sağlamaktadır.
Basel 4 düzenlemelerinin en önemli misyonu sermaye yeterliliği rasyosunu mümkün olduğu ölçüde tekrar güvenilir ve karşılaştırılabilir kılmaktır. Basel 4 olarak anılan düzenleme/revizyon önerilerinin çoğunun standart ve içsel yöntemleri birbirine yaklaştırmayı hedeflemesi, revize edilen standart yöntemlerle hesaplanacak sermaye yükümlülüklerinin içsel modellerle hesaplanacak sermaye yükümlülüğü için taban teşkil etmesi, hatta operasyonel risk ölçümünde ileri yaklaşımların tamamen devre dışı bırakılmasının veya sonradan vazgeçilse de bilanço hesapları faiz oranı riskinin Basel 2’nin ikinci sacayağından birinci sacayağına taşınmasının (içsel sermaye yeterliliği yanında asgari sermaye yeterliliği oranının da bir bileşeni haline getirilmesinin) tartışılması bu sebepledir. Hatta Basel 2 ile getirilen dışsal kredi derecelendirme notlarına dayalı standart yaklaşımda, kredi derecelendirme firmalarını tamamen devre dışına çıkaracak bir revizyon için çalışma yapılmış ancak sonuçta, dışsal derecelendirme notlarını kullanıp kullanmama hususunda ülke denetim otoritelerine seçenek sunulmasının daha isabetli olacağı kanaati ağır basmıştır.
“Bankacılıkta Risk ve Sermaye Yönetimi” isimli kitabımızda olabildiğince irdelemeye çalıştığımız Basel 4 düzenleme ve taslaklarını aşağıda kısaca özetliyoruz:
1) Yeni Piyasa Riski Düzenlemesi: Basel Komitesi tarafından ticari portföyün esaslı bir şekilde gözden geçirilmesi (Fundemental Review of Trading Book) temasıyla yürütülen çalışmalar sonucunda ortaya çıkan yeni piyasa riski standartları Ocak 2016’da yayınlanmıştır. 2019 yılsonundan itibaren uygulanması planlanan yeni piyasa riski düzenlemesinde, 1996 yılından bu yana yürürlükte bulunan standart ve içsel piyasa riski ölçüm yöntemleri değiştirilmektedir. İçsel yaklaşımdaki en önemli değişiklik Riske Maruz Değer (VaR) ölçüm yönteminin Kuyrukta Beklenen Kayıp (ES/ETL) ile değiştirilmesidir. Standart yöntem de köklü bir şekilde revize edilmekte, geliştirilen yeni standart yaklaşımın ileri ve içsel yaklaşımları aratacak ölçüde kompleks ve zahmetli olduğu gözden kaçmamaktadır. Biz, yeni standart yaklaşımı, içsel/ileri yaklaşımların standartlaştırılmış bir versiyonu olarak görüyoruz.
2) Kredi Riski Ölçümünde Yeni Standart Yaklaşım: Basel Komitesi kredi riski ölçümünde kullanılan dışsal kredi derecelendirme notlarına dayalı mevcut standart yaklaşımın revizyonunu hedefleyen çalışmasını tamamlamış ve taslak standart Aralık 2015 tarihinde istişareye açılmıştır. Bağımsız kredi derecelendirme notlarını kullanmak istemeyen ülkeler için, alternatif yaklaşım geliştirilmekte, ancak kredi derecelendirme notlarının kullanılmadığı standart risk ağırlıklarına tabi portföyler de yeni düzenlemelerde ele alınmaktadır.
3) Karşı Taraf Kredi Riski Ölçümünde Yeni Standart Yaklaşım: Basel Komitesi karşı taraf kredi riski ölçümünde kullanılacak yeni standart yaklaşıma (SA-CCR) son halini Nisan 2014 tarihinde vermiştir. Standart yaklaşım, Basel 1’den kalan Gerçeğe Uygun Değer Yöntemi (CEM) ve Basel 2 ile getirilen Standart Yöntemi ikame etmek üzere geliştirilmiştir. Komite yeni standart yaklaşımın 1 Ocak 2017’de yürürlüğe girmesini planlamıştır. Ancak AB ülkeleri, ABD ve Türkiye de dahil olmak üzere Komite üyelerinin büyük çoğunluğu takvime uyamamıştır.
4) Kredi Değerleme Ayarlamaları Revizyonu: Küresel krizde bankaların, taşıdıkları türev pozisyonların karşı taraflarının temerrüdünden ziyade, piyasa değerlerindeki düşüşlere bağlı büyük muhasebe (kredi değeri ayarlama) zararlarının ortaya çıkması, karşı taraf kredi risinin sadece temerrüt boyutuyla kavranamayacağını ortaya koymuş, Basel 3 düzenlemelerinde Kredi Değerleme Ayarlamaları (CVA) riski karşılığı, karşı taraf kredi riski çerçevesine monte edilmiştir. Aslında CVA, karşı taraf kredi riskine tabi bir pozisyonun karşı taraf kredi riski dahil piyasa değeri ile karşı taraf kredi risksiz piyasa değeri arasındaki farka tekabül etmektedir. Başka bir ifade ile CVA’nın karşı taraf kredi riskine piyasanın takdir ettiği fiyat olduğu söylenebilir. Komite Basel 3 ile getirdiği CVA düzenlemesini revize etmek istemektedir. İstişari doküman Temmuz 2015’de yayınlanmıştır . Amaç CVA Standart Yaklaşımı’nın, muhasebe standartları ve yeni piyasa riski çerçevesi ile uyumlu bir şekilde geliştirilmesi, CVA İleri Yaklaşımı’nın ise yeni piyasa riski çerçevesine entegre bir yapı ile tamamen elimine edilmesidir.
5) Menkul Kıymetleştirme Revizyonu: Komite Basel 2.5 düzenlemelerinde ele aldığı menkul kıymetleştirme çerçevesini de tekrar revize etmek istemektedir. Menkul kıymetleştirme çerçevesi ile ilgili istişari doküman Aralık 2014’de yayınlanmış, bu doküman da Temmuz 2016’da tekrar revizyon görmüştür . Temel amaç, yeni kredi riski standart yaklaşımında da olduğu gibi, dışsal kredi derecelendirme notlarına olan mekanik bağımlılığın azaltılmasıdır.
6) Operasyonel Risk Ölçümünde Yeni Standart Yaklaşım: Basel Komitesi operasyonel risk ölçümünde ileri ölçüm yöntemlerini devreden çıkararak standart yaklaşımın revizyonunu hedefleyen çalışmasını Mart 2016 tarihinde istişareye açmıştır. Yeni standart yaklaşım, devreden çıkarılan ileri ölçüm yaklaşımlarından esintiler taşımaktadır. Taslaktan Komite’nin operasyonel risk hesaplamalarında harici operasyonel veri kullanımını istemediği sonucu çıkarılabilmektedir.
7) Bankacılık Hesapları (Yapısal) Faiz Oranı Riski İçin Yeni Standartlar: Basel Komitesi 2004 yılında belirlediği faiz oranı riski yönetim ve denetim standartlarını revize ederek nihai dokümanı Nisan 2016 tarihinde yayınlamıştır. Bankaların 2018 yılına kadar yeni standartlara intibak etmeleri beklenmektedir. Komite, bankacılık hesapları faiz oranı riskinin Basel 2’nin 1. Yapısal Bloğunda asgari sermaye yükümlülüğüne tabi tutulması yönünde hayli kuvvetli bir irade de ortaya koymuş, ancak istişareler sonucunda bundan vazgeçilmiştir. Bankacılık hesapları faiz oranı riski eskiden olduğu gibi 2. Yapısal Blokta ele alınmaya devam edilecektir.
8) Sermaye Tabanları: Komite’nin standart yaklalaşımlar baz alınarak sermaye tabanı/tabanları oluşturulmasını öngören istişari dokümanı Aralık 2014’de yayınlanmıştır. Yukarıda değindiğimiz standart yöntem veya yaklaşım revizyonlarına paralel olarak (ki revizyon sonuçlarının genellikle yukarı yönlü olacağını, ayrıca standart yöntem veya yaklaşımların gittikçe daha kompleks hale geldiğini, adeta içsel/ileri ölçüm tekniklerinin standartlaştırıldığını belirtelim), bu yöntemlerle hesaplanacak sermaye yükümlülükleri veya riske esas tutarlar kullanılarak modele dayalı içsel/ileri ölçüm yaklaşımları ile hesaplanacak sermaye yükümlülükleri için taban oluşturması ve bu suretle sermaye yeterliliği oranının güvenilirlik ve karşılaştırılabilirliğinin artırılması planlanmaktadır. Tartışılan taban %70-75 seviyesindedir.
9) Kredi Riski İçsel Model Kullanım Kısıtlamaları: Sermaye tabanları ile aynı kapsamda görülebilecek bir diğer çalışma, benzer kredi riskleri için bankalarca kullanılan içsel modellerin ürettiği çok farklı sermaye yükümlülüğü (veya kredi riskine esas tutar) rakamlarından kaynaklanan varyasyonun azaltılmasıdır. Bu hususta standart yöntemlerin içsel modeller için taban teşkil etmesi yanında içsel model parametreleri için taban belirlenmesi ve bazı portföylerde içsel modellerle sermaye yükümlülüğü hesaplanmasına son verilmesi tedbir olarak gündemdedir. Komitenin içsel modellerden kaynaklanan varyasyonun azaltılmasına ve model kullanımının kısıtlanmasına yönelik istişari dokümanı Mart 2016’da yayınlanmıştır. Temerrüt örneği kısıtlı portföyler, doğru bir kararla, içsel derecelendirmenin kapsamından çıkarılacaktır.
10) Müdahil Olma Riski (Step-in Risk): Basel Komitesinin küresel krizden çıkarılan dersler çerçevesinde, tanımlanması ve ölçülmesi hususunda standartlar geliştirilmesinde yarar gördüğü yeni bir risk türüdür. Gölge bankacılık kurumlarından kaynaklanabilecek riskler başta olmak üzere, konsolide edilmediği halde, bankanın bir zorunluluk dolayısıyla veya itibar riski kaygılarıyla batmasına kayıtsız kalamayıp müdahil olması gerekebilecek yapılanmalardan kaynaklanabilecek külfeti kapsamaktadır. Sermaye yükümlülüğünün kapsamı henüz netleşmemekle birlikte, mahiyet itibariyle 2. Yapısal Blokta ele alınması daha makul gözükmektedir.
11) Büyük Kredi Düzenlemesi: Son sırada bahsedeceğimiz, ancak fevkalade önemli gördüğümüz büyük kredi düzenlemesi sermaye yeterliliği rasyosu ile doğrudan ilgili değildir. Büyük kredilere ilişkin sınırlamalar, genelde, ülkemizde de olduğu gibi, risk bazlı sermaye yeterliliği oranına ilişkin düzenlemelerde değil, Bankacılık Kanunu ve ilgili diğer alt mevzuatta yeralır. Basel Komitesi konsantrasyon riskinin Basel 2’nin 2. Yapısal Bloğu’nda sermaye yeterliliği bağlamında özel olarak ele alınmasını istese de, tek bir karşı tarafın veya ilişkili taraflardan oluşan bir grubun temerrüdü nedeniyle bankaların karşı karşıya kalabileceği toplam risk tutarının özkaynakların belli bir oranıyla sınırlanmasının önemli olduğunu düşünmektedir. Basel Komitesi büyük kredilerin ölçüm ve kontrolü ile ilgili ilk tavsiye dokümanını Ocak 1991’de yayınlamıştı. Komite büyük kredilere ilişkin tavsiyelerini, Nisan 2014’de çok daha kapsamlı bir şekilde ve standart formatında tekrar düzenlemiştir. Denetim otoritelerinin yeni düzenlemeyi en geç 1 Ocak 2019 tarihine kadar hayata geçirmesi beklenmektedir. Yeni düzenleme, kredi sınırlarının uygulanmasında büyük ölçüde sermaye yeterliliği düzenlemelerine benzer bir yapının oluşturulmasını hedeflemektedir. Düzenlemeye uyumunun, kanun seviyesinde mevzuat değişikliği ve ciddi çalışma gerektirebileceğini düşünmekteyiz.
Fırsat buldukça risk yönetimi ve düzenlemeleri üzerine yazmaya devam edeceğiz…
Yasal Uyarı: Bloğumuzda yayınladığımız yazıların öncelikli amacı, ‘Bankacılıkta Risk ve Sermaye Yönetimi’ isimli kitabımızın okuyucularına kitapta irdelenen konularla ilgili daha kapsamlı ve gerektiğinde daha güncel bilgi sunmaktır. Yazılarımızda yeralan tespit ve değerlendirmeler şahsımız dışında hiçbir kişi veya kurumu bağlamaz. Yatırımcılar, yazılarımızda yeralan bilgi, tespit ve değerlendirmelerden hareket ederek para veya sermaye piyasalarında pozisyon aldıklarını iddia edemezler. Yatırım danışmanlığı ile iştigal edenler, yatırımcıları yönlendirici mahiyette tavsiyelerde bulunanlar, yazılarımızdan, kaynak göstermek suretiyle dahi alıntı yapamazlar.
The post Basel 4 düzenleme ve taslakları appeared first on Dr. M. Ayhan ALTINTAŞ.
]]>