Bitcoin ve Kripto Paralar Archives - Dr. M. Ayhan ALTINTAŞ https://ayhanaltintas.com/category/bitcoin-ve-kripto-paralar/ KİŞİSEL PAYLAŞIM SİTESİ Sat, 03 Feb 2018 18:27:53 +0000 en-US hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 https://i0.wp.com/ayhanaltintas.com/wp-content/uploads/2017/07/cropped-cropped-cropped-qtq50-ISehbm-1.jpeg?fit=32%2C32&ssl=1 Bitcoin ve Kripto Paralar Archives - Dr. M. Ayhan ALTINTAŞ https://ayhanaltintas.com/category/bitcoin-ve-kripto-paralar/ 32 32 237102758 Roubini de çok keskin konuştu…Bitcoin çöküyor mu? (III) https://ayhanaltintas.com/roubini-de-cok-keskin-konustu-bitcoin-cokuyor-mu-3/?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=roubini-de-cok-keskin-konustu-bitcoin-cokuyor-mu-3 Sat, 03 Feb 2018 18:27:53 +0000 https://5ac.ced.myftpupload.com/?p=640 You may choose a language (en,ar,de,fr,tr) Bitcoin (ve teknolojisi) ile ilgili bundan önce birbirini takip eden iki yazı yazdık.   3 Aralık 2017’de yayınladığımız ikinci yazıyı, bir

The post Roubini de çok keskin konuştu…Bitcoin çöküyor mu? (III) appeared first on Dr. M. Ayhan ALTINTAŞ.

]]>
You may choose a language (en,ar,de,fr,tr)


Bitcoin (ve teknolojisi) ile ilgili bundan önce birbirini takip eden iki yazı yazdık.   3 Aralık 2017’de yayınladığımız ikinci yazıyı, bir daha yazmama düşüncesiyle hayli kapsamlı tutmuştuk. Ancak aradan geçen sürede yaşananlar kısa bir değerlendirme yapmayı fazlasıyla hak ediyor.

Kripto para dünyası Bitcoin’den ibaret değil: Kripto para dünyasında olup biteni anlayabilmek için adı-sanı fazlaca bilinmeyen Alt-coinlerin  takip edilmesi önemli. Bundan üç ay önce sıfıra yakın değerlerle satılan bazı Alt-coinler  Ocak ayının ilk haftasına (Bitcoin fiyatının da zirve yaptığı tarihe) kadar olan süreçte üç-beş bin kat civarında değerlendiler. Basit bir örnek. Kasım 2017 başında sadece 30 $’a 20 milyon adet satın alabileceğiniz XP’yi (Experience Points), Ocak ayının ilk haftasında 100 bin $’a (bugün ise 10.000 $’a) satmanız pekala mümkündü. İki ayda 3.333 katı bulan bir getiriden söz ediyoruz. Bu sıradan bir örnek.   Peki ne oldu. Bahse konu süreçte (Bitcoin’in 5.000 $’dan 20.000$’a yükseldiği zaman aralığı) dünyada geniş bir kesim (ve muhtemelen dar gelirli, genç nüfus) Alt-coinlere yatırım yaptı. Alt-coinleri alabilmeniz için genelde düşük de olsa bir miktar Bitcoin veya diğer prime kriptolardan satın alıp sisteme girmeniz gerekiyor.  Alt-coinlere olan talep Bitcoin talebini de diri tuttu, Bitcoin’in fiyatındaki artış Alt-coinler’de hem talep hem de fiyat fırlamasına neden oldu. Gün itibariyle, üç ay önce ile karşılaştırıldığında dünyada çok daha geniş bir kesimin elinde Bitcoin olmasa da Alt-coin bulunduğunu söyleyebiliriz. Muhtemelen on milyarlarca doları bulan ‘gerçek’ yani ‘sanal olmayan’ bir maliyet söz konusu.  İnsanlar bu maliyetten ve kripto paralara atfettikleri değerden veya beklentilerinden kolayca vazgeçerler mi göreceğiz. Ayrıca kısa sürede yükselen Alt-coin fiyatları nedeniyle fırsatı kaçırdığını düşünen, dolayısıyla şahit olduğumuz son fiyat gerilemesi türünden hareketleri fırsat olarak görebilecek, çok büyük bir kesim hala dışarıda,  zincire eklenmek için bekliyor olabilir.

Japonya’da Coincheck soyuldu. ‘Hacker’ler böyle zulüm görmedi:  Kripto paralarını Alt-coin piyasalarında saklayanlar can sıkıcı olaylarla karşılaşmaya devam ettiler. Örneğin popüler Alt-coin piyasalarından ‘Coinsmarket’ devre dışı kaldı. İşlem yoğunluğundan kaynaklı ‘server’ yetersizliği gerekçe gösterilse de Coinsmarket nezdindeki cüzdanların akıbeti belli değil.  Ancak en ilginç olay Japonya’da Coincheck’in hacklenmesiydi.  Hackerler 500 milyon XEM’i borsadaki hesaplardan çaldılar. Bizce olayı ilginç kılan, blok zinciri (blockchain) teknolojisinin o kadar da sırdaş olmadığını açık etmesi idi. XEM Vakfı hackerlerin para transferleri ile ilgili kamuyu bilgilendirmeye devam ediyor. Teknoloji uzmanı değiliz ama bizim anladığımız şu: İsterlerse bal gibi çalınan paraların istiflendiği cüzdanı ve bu cüzdandan para transferi yapılan cüzdanları tespit edip işlevsiz kılabilirler. Yaparlar mı bilmiyoruz. Bu olay kripto para deyince  aklına kara para ve suç ekonomisinden  başka bir şey gelmeyenler tarafından ayrıca ve dikkatle değerlendirilmeye değer. Hackerler tren veya banka soysalar bu kadar yakından takip edilebilir iz bırakmazlardı herhalde.

Venezüella ve Petro: İkinci yazımızda gelişmiş ülke merkez bankalarının gerçekten altına, gümüşe hatta petrol veya doğalgaza dayalı kripto paralar ihraç etmelerinden endişe ettiğimizi söylemiştik. İlk hamle farklı kategorideki bir ülkeden,  Venezüella’dan geldi.  Daha bir yıl öncesine kadar Bitcoin ve diğer kripto para madenciliğini yasa dışı olarak değerlendiren Venezüella’nın, petrol rezervlerine dayalı  olacak Petro’nun istikrarlı bir para olarak uluslararası kabul göreceği ve enflasyon başta olmak üzere ekonomik sorunlara çare olacağı noktasına evrilmesi hayli ilginç (veya Venezüella’dan bahsediyorsanız hayli sıradan).  Muhalefet, Petro’yu  petrol rezevlerinin peşin satışı veya petrol karşılığı borçlanma  olarak değerlendiriyor ki  haksız da sayılmazlar. Ancak varsayalım her bir Petro için Venezüella’dan (petrol rezervlerinin tükenmesinden önceki bir tarihe kadar) yine varsayalım bir varil petrol alımını mümkün kılacak bir sistemi fazla hafife veya alaya almak da pek mümkün değil.

Yasakçılar: Bitcoin ve diğer kripto paraları tehdit olarak algılayıp açıkça cephe alan ülke sayısı artıyor.  Çeşitli kaynaklarda Bolivya, Ekvator, Kırgızistan, Bangaldeş, Nepal ve Fas’ın  şifreli paraların kullanımını yasakladığı belirtiliyor.  Çin alım-satım platformlarına cephe aldı, ikili alım-satımlara şimdilik müdahil olmadığını söylüyor.  Güney Kore halkın kripto paralara aşırı teveccühünden fevkalade rahatsız, önlem almaya çalışıyor. Ve son olarak Hindistan kripto paraların yasal ödeme sisteminin bir parçası olarak kabul edilmeyeceğinin işaretlerini verdi. Kuşkusuz olayın iki yönü var. Bir taraftan devletin ve merkez bankalarının kontrolü yitirme endişeleri ki bu endişeler genellikle suç ekonomisi dillendirilerek maskeleniyor da olabilir,  diğer taraftan özellikle yoksulluk ve adaletsizlik (gelir dağılımı)  içindeki ülkelerde halkın bir umut diye kripto paralara koşup zarar görmesini önleme ihtiyacı yasaklamalarda rol oynuyor olabilir.   Ancak özellikle gelişmiş ülkelerin, düzenleme öneri ve teklifleri dışında,  hala açık bir rahatsızlık içinde olduklarını söylemek mümkün değil. Bu durum, muhtemelen kendi paralarına ve sistemlerine olan güvenlerinden kaynaklanıyor.

Blokchain teknolojisi geleceğin Büyük Birader’ine dönüşür mü? Kripto paralarla ilgili yapılan yorumlar içinde en çok beğendiklerimiz, romantik devrimciler tarafından yapılanlar. Demek istiyorlar ki kripto paralar her şeyi kontrol eden merkezi otoriteye, soyguncu banka düzenine karşı halkın bir isyanıdır, ihtilali okuyamıyorsanız,  Bitcoin’in çökmesi için daha çok beklersiniz. Zincire son eklenenin daha önce eklenenleri beslediği bir ihtilal nereye kadar sürer veya amacına ulaşır mı bilmiyoruz. Ancak Bitcoin’in meşhur ettiği blok zinciri teknolojisinin sunduğu bazı imkanların merkezi otorite tarafından keşfedilmesi fazla zaman almayabilir. Dağıtık defter teknolojisi olarak bilinen adem-i merkeziyetçi teknolojinin merkez bankalarının dijital para ihraçları için uyarlanıp uyarlanamayacağı hususuna ikinci yazımızda az da olsa değinmiştik. Aslında halihazırda bankalarla işbirliği içinde geliştirilen merkeziyetçi uygulamalara müsait Ripple türünden örnekler de zaten var. Ülkemizde de bu projenin içinde yer alan bankalarımız mevcut.   Dolayısıyla bankalar gibi aracıları ve devletin bireye müdahalesini ortadan kaldırma misyonuyla ortaya çıkan veya takdim edilen zincir teknolojisi uzun vadede suç ekonomisi ve kayıtdışı ekonomi ile mücadele misyonunu üstlenip,  finansal tüm hareketlerin baştan sona merkezi otorite tarafından izlenmesine hizmet eden bir forma dönüşürse şaşırmamak gerekir ve bu ihtimal orijinal vizyon ve misyonun gerçekleşme ihtimalinden daha fazla olabilir diye düşünüyoruz.

Roubini de çok keskin konuştu: Küresel krizi öngörmesiyle ünlenen değerli Ekonomist’in  Bitcoin’in büyük bir spekülasyon olduğu yönünde daha önce yapmış olduğu açıklamalar zaten mevcuttu. Ancak  2 Şubat 2018 tarihli söyleşide, yani Bitcoin sallanırken yaptığı açıklamalar çok keskin.  Roubini Bitcoin’in lale çılgınlığından da büyük insanlık tarihinin gördüğü en büyük Ponzi, hatta balonların anası olduğunu söylüyor. Ancak söylediklerinde şu ana kadar söylenenlerden farklı iki yön var. Yukarıda ilk altbaşlıkta irdelediğimiz Alt-coinlere dikkat çekmiş ve adeta Ponzi, Bitcoin’den ibaret değil demiş. İkincisi çok daha önemli.  Blockchain’in teknolojisini Bitcoin’den ayırmamış. Roubini Blockchain teknolojisi on yıldır var, en önemli uygulaması Bitcoin,  o da koca bir aldatmacadan ibaret diyor.  Roubini  bu defa da haklı mı yoksa baltayı taşa mı vurdu zaman gösterecek.  Biz Bitcoin ve rakipleri arasındaki mevcut fiyat farkının zaten bir anomali olduğu ve sürdürülemeyeceği düşüncesinden hareketle, Bitcoin fiyatındaki kaydedilen gerilemelerin son derece normal olduğunu, hatta Alt-coin talebine de bağlı olarak yukarı yönlü  fiyat hareketleri yaşanabileceğini, olması gereken fiyata dair hiçbir sağlıklı öngörünün olmadığı bir ortamda Bitcoin ve diğer şifreli paralar hele hele de teknolojileri için çöktü veya öldü yorumu yapılamayacağını, dünyanın kripto para ve teknolojisi ile imtihanının daha yeni başladığını düşünüyoruz.

 

***Roubini’nin yukarıda aktardığımız Ponzi iddia ve uyarılarından yaklaşık 3,5 yıl sonra, Oxford üniversitesi profesörlerinden Robert McCauley 22 Aralık 2021’de Financial Times’ta yayınlanan bir gönderisinde Bitcoin’in aslında Madoff sitili ( sıfır toplamlı) bir Ponzi’den de kötü ( gereksiz elektrik sarfiyatı ve ortada yatırımın talep edilebileceği bir borçlunun/sermaye ihraççısının olmaması nedeniyle negatif toplamlı bir Ponzi) olduğunu söylüyor : https://www.ft.com/content/83a14261-598d-4601-87fc-5dde528b33d0

 

Yasal Uyarı: Bloğumuzda yayınladığımız yazıların öncelikli amacı,  ‘Bankacılıkta Risk ve Sermaye Yönetimi’ isimli  kitabımızın okuyucularına kitapta irdelenen konularla ilgili  daha kapsamlı ve gerektiğinde daha güncel bilgi sunmaktır. Yazılarımızda   yeralan tespit ve değerlendirmeler şahsımız dışında  hiçbir kişi veya kurumu bağlamaz. Yatırımcılar, yazılarımızda yeralan bilgi, tespit ve değerlendirmelerden hareket ederek para veya sermaye piyasalarında pozisyon aldıklarını iddia edemezler. Yatırım danışmanlığı ile iştigal edenler, yatırımcıları yönlendirici mahiyette tavsiyelerde bulunanlar, yazılarımızdan, kaynak göstermek suretiyle dahi alıntı yapamazlar.  

The post Roubini de çok keskin konuştu…Bitcoin çöküyor mu? (III) appeared first on Dr. M. Ayhan ALTINTAŞ.

]]>
640
Bitcoin çöker mi ? (II) https://ayhanaltintas.com/bitcoin-coker-mi-iinci-ve-son-bolum/?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=bitcoin-coker-mi-iinci-ve-son-bolum Sun, 03 Dec 2017 14:53:05 +0000 https://5ac.ced.myftpupload.com/?p=600 You may choose a language (en,ar,de,fr,tr) Bitcoin’i irdelemeye kaldığımız yerden devam edeceğiz. Ancak ‘pehlivan tefrikası’na dönüşmemesi için konuyu bu yazı ile sonlandırmaya çalışacağız. Dolayısıyla hayli uzun,

The post Bitcoin çöker mi ? (II) appeared first on Dr. M. Ayhan ALTINTAŞ.

]]>
You may choose a language (en,ar,de,fr,tr)


Bitcoin’i irdelemeye kaldığımız yerden devam edeceğiz. Ancak ‘pehlivan tefrikası’na dönüşmemesi için konuyu bu yazı ile sonlandırmaya çalışacağız. Dolayısıyla hayli uzun, buna rağmen pek çok konuya sadece kısa bir-kaç paragrafla dikkat çektiğimiz bir yazı olacak. Okunmasını kolaylaştırmak için yazıyı aşağıda sıraladığımız alt başlıklara böldük:

  • Blok zinciri (Blockchain) ve tapınak şövalyeleri
  • ‘Bitcoin/Ethereum’ ve ‘Coin/Token’ ayrımına dikkat!
  • Alım-satım ve saklama platform ve cüzdanları
  • Yatırımcı birey ve şirketlerin durumu aynı mı?
  • Bitcoin ve teknolojisi sabote edilebilir mi?
  • Kripto paralar kara para aklama ve rüşvet düzenine yardımcı olur mu?
  • Blockchain bankacılığın sonunu getirir mi?
  • Diyanet de topa girdi. Sahi parayı para yapan nedir?
  • Dijital nesil, dijital çağda ben atalarımın kullandığı parayı kullanmak zorunda değilim der mi?
  • TCMB Başkanı’nın ‘Dijital para’ açıklaması
  • Dijital çağa evet deyip parasına burun kıvırmak olmaz diyelim. İyi ama Bitcoin’in elektrik sarfiyatına dayalı altın madeni kurgusu size de çok ‘banal’ ve ‘irrasyonel’ gelmiyor mu?
  • Kripto para teknolojisi azgelişmiş veya gelişmekte olan ülkeler ve bankacılık sistemleri için büyük bir tehdit haline dönüşebilir mi?
  • Gelişmiş ülkeler kendi kripto paralarını çıkarmaya yönelmeden, BIS harekete geçirilse daha iyi olmaz mı?
  • Türkiye’nin saygın ve kaynak sahibi vakıf üniversiteleri, gerekirse bir araya gelip, kripto paralar ve dayandıkları teknolojiler ile, sempozyum düzenlemenin ötesinde, ilgilenirse ülkemiz için iyi olur.

Evet daha fazla uzatmadan başlayalım:

Blok zinciri (Blockchain) ve tapınak şövalyeleri

İlk yazımızda Bitcoin’i popüler kılan temel unsurun dayandığı blok zinciri teknolojisi (ve dolayısıyla bu teknolojiye bağlanan umutlar) olduğunu belirtmiştik. Blok zinciri teknolojisini, dağıtılmış defter teknolojisi olarak da anılıyor. Her bir işlemi temsil eden bilgilerin bir blok üzerinde yazılı olduğu,  işlemin orijini ve sonrasına ait bilgileri haiz blokların birbirine bağlı (senkron haldeki) blok zincirini oluşturduğu, tahrifatın mümkün olmadığı (blok zincirini bozduğu), yeni işlemlerin doğruluğunun birbirinden bağımsız yeterli sayıda madenci tarafından teyit edildiği (onaylandığı) bir sistem düşünün. Bitcoin teknolojisinde madencileri bağımsız muhasebecilere benzetmek mümkün. Teknoloji adem-i merkeziyet, birden fazla kaynaktan beslenme üzerine kurulu.  Ancak bağlı oldukları hesap verdikleri kendilerini yönlendiren bir merci yok. Sistemin namusu, güvenliği, işlerliği onlara emanet. Merkezi bir yerden emir almamaları, bir otoritenin kontrolü altında olmamaları, katılımın serbest olması sistemin güçlü yanı olarak takdim ediliyor. Hatta Bitcoin’in cüzdan sahiplerine sağladığı güvenliği (ki bu güvenliği Bitcoin sahiplerini devlet müdahalesinden korumak şeklinde de anlayabiliriz) ve adem-i merkeziyetçi yapıyı yeterli bulmayıp, Bitcoin’in açıklarını, zayıflıklarını barındırmadıklarını iddia eden kripto paralar mevcut. Madencilerin bu işten kazançları madencilikle veya blok zincirinde üstlendikleri işler karşılığında kazandıkları kripto paralar. Bitcoin örneğinde üretilecek kripto para kalmadığında, madenciler sisteme ilgisini kaybettiğinde ne olacak sorusunun cevabı yok. İşler karıştığında sistemin işlerliğini sağlayıp, işleri düzene koyacak, madencilere yol gösterecek bir otorite de yok. Ya da biz öyle sanıyoruz. Son Bitcoin’in üretileceği tarih için 2150’li yılların telaffuz edilmesi bu sebeple önemli. Gerçi cüzdanlar arası para transferlerinde küçük de olsa komisyon talep ediliyor. Bu gelirler yeterli madenciyi besler mi bilmek mümkün değil. Üretim miktarı sınırlanmamış veya baştan üretilerek arz edilen (madenciliğin mümkün olmadığı), herhangi bir projeyle gelir elde edip sistemi bu gelirlerle ayakta tutmayı planlayan, muhtelif girişimlere özel kripto paralar da var. Ancak mevcut veriler, üretim miktarı ile paraların değeri arasında keskin bir korelasyonun mevcut olduğunu gösteriyor. Arzı sınırlı paralara teveccüh daha yüksek.

Bitcoin/Ethereum ve Coin/Token ayrımı

Kripto para dünyasında iki temel teknoloji veya sistemden bahsetmek mümkün. İkisi de adem-i merkeziyetçi  blok zinciri teknolojisini kullanmakla birlikte 2009 yılında ortaya çıkan Bitcoin  uyruk,  ülke, firma, mal veya hizmet ayrımı yapmadan altın veya diğer madeni veya banknot paralara alternatif olmayı, alım-satımlarda kullanılmayı, servet biriktirme ve saklamada kullanılmayı hedefliyor. Bu nitelikleriyle Bitcoin ‘coin’ vasfında. Bitcoin’in açık kaynak kodlarını kullanarak veya yeni protokollerle tanıtılan pek çok ‘coin’ mevcut.  2015 yılında ortaya çıkan Ethereum ise alım-satım ve hizmet işlemlerinde kullanılacak akıllı kontratların yazılmasına imkan veren bir platform. Bitcoin kullandığımız paraya alternatif olmayı hedeflerken, Ethereum aynı şeyi kullandığımız sözleşmeler (sermaye piyasası araçları vb…) için yapmak istiyor. İlaveten Ethereum’un kripto parası da var. Ancak Ethereum bazlı paralar genelde ‘coin’ değil ‘token’ olarak niteleniyor. Herhangi bir proje için Ethereum platformunu kullanarak işe, aktife, projeye özel ‘token’ çıkarmak da mümkün. Pek çok ‘token’ Ethereum platformunu kullanıyor. Bitcoin ve Ethereum amaçlarına ulaşırsa hem para hem de sermaye piyasalarında hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

Alım-satım ve saklama platform ve cüzdanları

Şifreli paraları (coin veya token) alıp-satabileceğiniz pek çok elektronik platform var. Ciddi platformlar ‘müşterini tanı’ ilkesiyle çalışıyor. Alım-satım yanında kripto veya konvansiyonel paralarınızı (birikiminizi) nezdlerindeki cüzdan ve hesaplarda saklayabileceğiniz platformlar, pasaport, kimlik bilgilerinizi, el yazınızı, fotoğrafınızı talep ediyor,  para transfer etmek istediğinizde hem mail hem de cep telefonu ve şifreye dayalı güvenlik önlemleri devreye sokuluyor.

Ben şifreli paramı piyasada değil, kendi cüzdanımda saklamak istiyorum diyorsanız üç seçeneğiniz var. Bazı kripto paralar kendi nezdlerinde saklama hizmeti sunuyor. Daha doğrusu internet sitelerine girip cüzdan oluşturuyorsunuz. Belki de 50 hanelik rakam ve harflerden oluşan cüzdan numaraları sadece size veya işleme özel. Alım satım yaptığınız platformdan para transferini bu hesaba gerçekleştiriyorsunuz.  Yok daha güvenli olsun istiyorsanız cep telefonunuza veya masa üstü bilgisayarlarınıza indireceğiniz kripto para cüzdanlarını kullanabilirsiniz.  Masa üstü bilgisayarlar için geliştirilen cüzdanların para alıp-göndermeye hazır olması için şebeke (blok zinciri) ile eş anlı (senkron) hale getirilmesi gerekiyor. Bunun için tüm blok zincirini bilgisayarınıza indirmeniz gerekiyor ki ciddi zaman ve hard disk kapasitesi gerekebilir. Ayrıca şebekedeki bir-kaç madencinin de aktif olması gerekiyor ki zincire bağlanabilin. Zaten cüzdanınıza transfer ettiğiniz parayı kullanabilmeniz (örneğin parayı başka bir cüzdana veya alım-satım platformuna transfer edebilmeniz için) ilk para girişinin kayıtlı olduğu bloğun yeterli sayıda madenci tarafından onaylanmış olması gerekiyor. Üçüncü bir seçenek, eğer satın aldığınız kripto parayı destekliyorsa, kağıt cüzdan olarak isimlendirilen tek kullanımlık sanal cüzdanlar olabilir.  Cüzdan numarasını ve şifresini kaybettiğinizde veya evdeki masa üstü bilgisayarın hard diski silindiğinde (eğer cüzdan back-up’ı yoksa) paranıza bir daha ulaşmanızın yolu yok.

Bazı platformlar sadece likiditesi yüksek kriptolar arasındaki alım-satım (değiş-tokuş) işlemlerini gerçekleştiriyor. Saklama hizmeti yok. O sebeple bu platformları kullanmak fazlaca bir formalite gerektirmeyebiliyor. Önce masa üstü veya başka bir saklama ortamında tuttuğunuz cüzdanınızdaki kripto parayı bu platformun size tahsis ettiği cüzdana transfer ediyorsunuz. Transferi masa üstündeki cüzdanınızdan yapsanız bile, şebekeye komisyon ödemeniz  gerekebilir. Platform, satım karşılığı edindiğiniz yeni kripto parayı göndermek istediğiniz cüzdanın numarasını sorup transferi gerçekleştiriyor.  Platform alım-satım ve/veya transfer işlemlerinden komisyon alabiliyor.  Transferlerde mail teyitleri de devreye sokulabiliyor.  Tüm bu işlemlerin gerçekleşmesi, şebekelerdeki teyit sürelerine de bağlı olarak beş-on dakikada tamamlanabiliyor. Şebekelerin çalışma hızı ve teyit süreleri aynı değil. Bitcoinle ilgili önemli bir rahatsızlık teyit süreleri idi.   İşlemlerdeki komisyon oranları son derece cüz’i gözüküyor. Aynı sayıda arbitraj ve transferi bankacılık sistemini kullanarak yapsanız elinizdeki birikimi kısa sürede yitirirsiniz.

İlk yazıda da dikkat çektiğimiz üzere kripto paraların sekiz yıllık bir geçmişi var. Bu süreçte kripto paraları toplayıp ortadan kaybolan pek çok platform veya saklamacı olmuş. Yani operasyonel risk çok yüksek.

Yatırımcı birey ve şirketlerin durumu aynı mı?

Olmamalı. Bireyler satın aldıkları kripto paraları kişisel olarak saklamayı tercih edebilirler. Hatta kripto para almalarının temel nedeni bu olabilir. Kurumsal şirketlerin aldıkları veya işlemlerinde kullandıkları kripto paraları masa üstü bilgisayarlarda,  patron veya muhasebecinin boynuna asıp taşıdığı USB’lerde vb. suretle saklamaları herhalde uygun bir yol olmayacaktır. Dolayısıyla kurumsal firmaların kripto para ile iş yapmadan önce uygun ve güvenilir platform ve saklamacılar bulmaları, hesap açtırmaları, muhasebe kayıtlarını bu platformların temin ettiği belge ve dokümanlara dayandırmaları gerekir.

Bitcoin ve teknolojisi sabote edilebilir mi?

Neden edilmesin? Açığı olmayan hatasız teknoloji, çözülemeyecek şifre yoktur. Tehlike Bitcoin’i  kendi  üstün çıkarları için tehdit gören güçlü bir merkezden gelebileceği gibi bizatihi kripto dünyasından da gelebilir. Kripto dünyasında ilk gelişme aşamasından bu yana işin içinde olan, bugün ise belki de rakip hale gelmiş, kendi kripto paralarının başarısı için uğraşan pek çok kişi var. Kripto paraları ve teknolojisini geliştirenlerin, isterlerse, bu işi sabote edemeyeceklerine inanmak, Nasreddin Hoca’nın deyimiyle ‘kazanın doğ(ur)duğuna inanıp öleceğine inanmamak’ olur.

Kripto paralar kara para aklama ve rüşvet düzenine yardımcı olur mu?

Kripto paralarla ilgili yapılan yorumlarda, kara para aklama ve saklama imkanlarının altı çizilip, kripto paraların gördüğü ilgi kara paranın güvenli saklanması için sunduğu imkanlara bağlanıyor. Açıkçası biz fazlasıyla ‘denetmen’ gözlüğüyle yapılmış bu yorumlarla mutabık değiliz.  Şu anda kara para aklama faaliyetleri ve rüşvet çarkı altın, TL, EURO veya USD  ile dönmüyor mu?  Veya kara para aklamayı,  rüşveti engellemek istediniz de Bitcoin mi engel oldu diye sormak herkesin hakkı. Devletler isterse bu paraların alınıp-satıldığı veya saklandığı platformları regüle ederek pek çok şeyi zaten kontrol edebilir. Yukarıda platformların nasıl çalıştığını anlattık. Çok fazla sorun gözükmüyor. Ancak gizlilik ilkesiyle çalışmakta ısrar edecek platformlar, bu platformları örtük de olsa koruyup kollayacak devletler illaki olacaktır. Vergi cennetleri veya off-shore merkezler çok mu farklı? Aldığı kripto parayı istediği yerde saklamak kişinin hürriyetidir. Eğer değerli olduğuna inanmışsa, yastık altında altın veya para saklamaktan da bir farkı yoktur. Kimseyi ilgilendirmez. Güvenini sağlarsanız gelir regüle ettiğiniz kurumlarda saklar veya ödünç  verir. Kaldı ki teknolojiyi bilenler için, kripto cüzdanların internet alemindeki yolculuklarını takip etmenin, motosikletli kuryeleri takip etmekten çok daha kolay olacağına eminiz.

Blockchain, bankacılığın sonunu getirir mi?

Hayır, en azından bu yüzyılda değil. 1985 yılında mesleğe girdiğimizde ATM’ler yeni yaygınlaşıyordu. O zamandan bu yana teknoloji bankacılığı ne zaman bitirecek diye bekliyoruz.  Gerçi bankacılığın aracılık fonksiyonunu bitirmek misyonu bu defa Ethereum teknolojisine yüklenmiş gözüküyor. Bitcoin ise insanların tasarruflarını saklama formunu değiştirecek. Bankalar bu formdaki tasarrufları ödünç alabilmek için çok daha fazla gayret sarfetmek zorunda kalacaklar belki de. Ancak ne Bitcoin’in  ne de Ethereum’un   bankaların geleneksel kredi açma ve kredi riskini yönetme fonksiyonlarını ikame etmeleri mümkün değil.   Daha doğrusu Bitcoin ve Ethereum ile bankalar olmaksızın da her türlü krediyi açarsınız kuşkusuz. Ancak kullandırdığınız krediler bir daha geri dönmez. Krediyi alıp üzerine yatanları tespit edecek, Ethereum bazlı sözleşmelerin uygulanmasını sağlayacak, vadedeki yükümlülüğüne uymayanları gerektiğinde topuğundan ısıracak, yapay zekaya sahip robotlar geliştirildiğinde bu problem de çözülür belki(!). Şaka bir yana ‘teslim mukabili ödeme’ dışındaki formlarda Ethereum kontratlarının uygulanma şansı olur mu veya nasıl olur bilmiyoruz.

Diyanet de topa girdi. Sahi parayı para yapan nedir?

Geçtiğimiz hafta Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Bitcoin fetvası gündeme düştü. Diyanet ‘şimdilik’ kaydıyla Bitcoini caiz bulmamış. Sebep paranın arkasında merkezi bir otoritenin veya altın gibi fiziki bir varlığın bulunmaması ve kara para aklama gibi meşru olmayan işlerde kullanılması endişesi. Diyanetin kara para aklamayı gayri meşru görmesini takdir etmemek mümkün değil. Ancak biz suç ekonomisi ile kripto paralar arasında kurulan zanna dayalı bağlantıları neden çok sağlıklı görmediğimizi yukarıda açıkladık.  Paranın arkasında merkezi bir otoritenin (daha doğrusu otoritenin itibarının) veya somut bir değerin bulunmaması argümanları da aslında yabana atılır cinsten değil. Akıl-fikir sahibi hiç kimse bunlar yanlış diyemez. Ancak insanlık tarihi boyunca para olarak kullanılan metanın haddi hesabı yok. Para olarak kullanılmasına rağmen aslında fiziki varlığı olmayan tek şey otoritenin itibarı. İtibarı bile gösterişli kağıt veya düşük değerli maden ile fiziki forma sokmaya çalışmışız. Merkezi otoritenin değerli madenlere dayalı karşılıklı paradan itibara dayalı paraya geçişi, insanların bunu kabul etmesi de evrimsel bir süreçle olmuş.  Sonuçta parayı para yapan diğer insanların ona bir değer atfedecekleri, onun karşılığında diğer insanlardan ihtiyacınızı giderecek mal ve hizmetleri satın alabileceğinize olan inanç. Dijital teknoloji çağında herhangi bir ihtiyacı gidermeye aday sanal-soyut girişim ve projelerin uçuk da olsa, sağlıklı gözükmese de,  bir değerinin olabileceğini kabul etmek zorundayız. Ayrıca kripto paraları doğrudan merkez bankalarının çıkardığı paralarla karşılaştırmanın her zaman için doğru olmayabileceğini, kripto para türevlerinin veya bizatihi bu paraların doğrudan veya menkul kıymetlerin dayandığı varlık havuzları içinde sermaye piyasalarında alım satıma konu edilebileceğini unutmamak gerekiyor.

Dijital nesil, ben atalarımın kullandığı parayı kullanmak zorunda değilim der mi?

Çok fazla kaynaktan bilgiye maruz kalarak yetişecek, dünyada olup biteni, diğer insanların ve kültürlerin yaşam tarzlarını kendi gözleriyle anlık izleyebilen, bireysel özgürlüğüne daha düşkün,  teknolojiyle fazlasıyla barışık, dünya vatandaşı olmaya daha hevesli bir neslin tercihleri, davranış kalıpları bizlerden çok farklı olabilir.  Biz yeni nesillerin şifreli paraları çok fazla sevebileceğini düşünüyoruz.

TCMB Başkanı’nın “Dijital para” açıklaması

Merkez Bankası Başkanı Sn. Çetinkaya’nın Kasım ayı başlarında yaptığı ‘dijital paralar finansal istikrara katkı sağlayabilir’ açıklamasını üç açıdan fevkalade önemli görüyoruz.

Öncelikle TCMB’nin bu aşamada doğru bir yerde durduğunu gösteriyor. Esasen TCMB’nin ilk önce kendi çıkardığı paranın istikrarını, değerini koruması zorunluluğu var. Bitcoin’e tavır alsanız  ilk önce bunu hatırlatırlar. Kaldı ki kripto veya dijital paralara açıktan savaş açmak tam bir çılgınlık olur. Azgelişmiş veya gelişmekte olan, iç ve/veya dış açık sebebiyle paraları istikrarsız ülkelerin bu savaşı kazanması zaten imkansız. Tam tersine, bu ülkelerin dijital paraya savaş açmaları, sadece Bitcoin,  Ethereum gibi projelerin ne kadar doğru olduğunu gösterir.

İkincisi Sn. Çetinkaya ‘dijital paralar’ demiş, ‘kripto paralar’ dememiş.  Her kripto para dijital paradır, ancak her dijital para ‘kripto para’ olur mu emin değiliz.  Aşağıda tartışacağız. Biz özellikle gelişmiş ülke merkez bankalarının bireysel olarak dijital (kripto) para ihracına girişmelerinin bizim gibi ülkeler için doğuracağı sonuçlardan endişeliyiz. Merkez bankalarının dijital para teknolojisi nasıl olur, Blockchain teknolojisi merkeziyetçi bir yapıya uyarlanabilir mi bilmiyoruz. Ancak güvenliği merkez bankaları tarafından sağlanacak tüm dünya vatandaşlarının bire-bir alıp-satabileceği, istediği yerde saklayabileceği şifreli bir teknoloji neden mümkün olmasın ki?

Üçüncüsü Sn. Çetinkaya’nın bakış açısı, dünyadaki önemli merkez bankalarının bakış açısını da yansıtıyordur diye düşünüyoruz.

Dijital çağa evet deyip parasına burun kıvırmak olmaz diyelim. İyi ama Bitcoin’in elektrik sarfiyatına dayalı altın madeni kurgusu size de çok ‘banal’ ve ‘irrasyonel’ gelmiyor mu?

Açıkçası bize öyle geliyor. Bitcoin, arz miktarı dünya oluşurken sınırlanmış ‘altın’ın üretimini taklit edip, onunla rekabet edecek bir varlık yaratmaya çalışıyor. Ve bunu hiç de çevreci olmayan bir şekilde ‘elektrik’ sarfiyatı ile yapıyor. Aslında maliyet açısından baktığınızda, üretilen her bir Bitcoin için  sanal olmayan bir üretim maliyeti oluşuyor. Diyebilirsiniz ki minumum fiyatın bunun altına inmemesi lazım. Diyebilirsiniz ki Bitcoin değil ama dayandığı teknoloji para ediyor. İyi de Bitcoin’in sunduğu tüm fonksiyonları, aynı veya benzer teknoloji fakat güvenlik ve hız açısından belki de daha iyi bir şekilde ve daha maliyetsiz üstlenebilecek onlarca alternatif sözkonusu iken (örneğin IOTA dağıtık defter teknolojisini bloksuz uygulayan bir teknolojiye sahip) bunun ne anlamı olabilir? Bitcoin ve rakipleri arasındaki fiyatın bu kadar açılmasının sebebi, sözde maksimum üretim kısıtı, sözde üretim zorluğu, mevcut arzın büyük bir bölümünün projenin arkasındaki bilinmeyen ellerde tutuluyor olması ve kuşkusuz ilk olma ve tanıtımın getirdiği avantajlardan kaynaklanan bir husus olsa gerek. Bitcoin’in bu konumunu çok uzun süre muhafaza ettirmesini beklemek rasyonel olmaz.  Ancak Bitcoin’in finansal değerinin çökmesi, kripto paraların sonunun geleceği anlamına da gelmeyecektir.

Kripto para teknolojisi azgelişmiş veya gelişmekte olan ülkeler ve bankacılık sistemleri için büyük bir tehdit haline dönüşebilir mi?

Evet maalesef böyle bir olasılık var. Gelişmiş ülkelerin merkez bankaları Bitcoin ve diğerleri ile rekabet etmek ve hatta kripto teknolojisinin getirdiği fırsatları kendi konumlarını güçlendirmek için kullanırlarsa durum çok kötüye gidebilir.

Gelişmiş ülkeler kendi kripto paralarını çıkarmaya yönelmeden, BIS  harekete geçirilse daha iyi olmaz mı?

Merkez bankalarının kripto paralara kayıtsız kalmaları mümkün değil. İsterlerse halen kullandığımız kağıt ve madeni paraları,  dijital formda da ihraç edebilirler. Bizim endişemiz daha büyük. Ülkelerin,  gerçekten altına, gümüşe ve hatta petrol veya doğalgaza dayalı ‘kripto para’ ihracına girişebileceklerini düşünüyoruz. Kripto para teknolojisinin virgülden sonraki sekiz haneye kadar bölünmeye izin verdiğini bunun daha da artırılabileceğini hatırlatalım. Finansal istikrar ve bizim gibi ülkeler için en evlası, altın ve/veya gümüşe ve hatta diğer konvertibl paralara dayalı dijital para ihracı misyonunun İsviçre Basel’de yerleşik BIS (Bank for International Settlements)’e yüklenmesi olur diye düşünüyoruz.

Türkiye’nin saygın ve kaynak sahibi vakıf üniversiteleri, gerekirse bir araya gelip, kripto paralar ve dayandıkları teknolojiler ile, sempozyum düzenlemenin ötesinde, ilgilenirse ülkemiz için iyi olur.

Buna da ilave yorum yapmayalım veya herkes kendi yorumunu yapsın.

 

 Yasal Uyarı: Bloğumuzda yayınladığımız yazıların öncelikli amacı,  ‘Bankacılıkta Risk ve Sermaye Yönetimi’ isimli  kitabımızın okuyucularına kitapta irdelenen konularla ilgili  daha kapsamlı ve gerektiğinde daha güncel bilgi sunmaktır. Yazılarımızda   yeralan tespit ve değerlendirmeler şahsımız dışında  hiçbir kişi veya kurumu bağlamaz. Yatırımcılar, yazılarımızda yeralan bilgi, tespit ve değerlendirmelerden hareket ederek para veya sermaye piyasalarında pozisyon aldıklarını iddia edemezler. Yatırım danışmanlığı ile iştigal edenler, yatırımcıları yönlendirici mahiyette tavsiyelerde bulunanlar, yazılarımızdan, kaynak göstermek suretiyle dahi alıntı yapamazlar.  

The post Bitcoin çöker mi ? (II) appeared first on Dr. M. Ayhan ALTINTAŞ.

]]>
600
Bitcoin çöker mi ? (I) https://ayhanaltintas.com/bitcoin-coker-mi-i/?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=bitcoin-coker-mi-i Sun, 26 Nov 2017 17:54:44 +0000 https://5ac.ced.myftpupload.com/?p=594 You may choose a language (en,ar,de,fr,tr) Ne zaman çökeceği merakla beklenen Bitcoin’in fiyatı  9.000 ABD Dolarını zorluyor. Aslında ülkemizde Bitcoin ile ilgili yapılan değerlendirmelerde iki uç

The post Bitcoin çöker mi ? (I) appeared first on Dr. M. Ayhan ALTINTAŞ.

]]>
You may choose a language (en,ar,de,fr,tr)


Ne zaman çökeceği merakla beklenen Bitcoin’in fiyatı  9.000 ABD Dolarını zorluyor. Aslında ülkemizde Bitcoin ile ilgili yapılan değerlendirmelerde iki uç kutba rastlamak mümkün. Bir tarafta olanı biteni ‘lale soğanı’ çılgınlığı ile karşılaştırıp, dünyanın en büyük ‘ponzi’ lerinden birisi ile karşı karşıya olduğumuzu düşünenler. Diğer tarafta dünyanın yeni rezerv parasının doğduğuna inananlar. Bu grupta fiyatın yüzbinlerce doları bulabileceğine inanan ve Türkiye’nin tercihen Konya ovasına kuracağı güneş enerjisinden elektrik üreten bir santral ve gerekli ‘donanım’ yatırımıyla Bitcoin üretimine (madenciliğine) girmesini önerenler var. Santral ve burada üretilen elektriği Bitcoin madenciliğinde kullanacak ekipman için 2 milyar ABD Doları tutarı bir yatırım yeterli olacakmış.  Gerçi  Bitcoin’in üretilebilecek maksimum miktarı  21 milyon ile sınırlanmış durumda. 26 Kasım 2017 itibariyle bu tutarın 16.702.187’si zaten üretilmiş. Son Bitcoin’in üretilmesi gittikçe zorlaşacak algoritma nedeniyle  ancak 2150’li yıllara doğru mümkün olabilecekmiş. Bu sınır ve tarihlere itibar etmek ne kadar gerçekçi bilemiyoruz. Zira öz Bitcoin’in arz miktarını artırmasalar da Bitcoin’in kardeşi olarak nitelenebilecek (yine azami 21 milyon üretim sınırlı)  ‘Bitcoin cash’ ve ‘Bitcoin gold’ u piyasaya sürüp, şifreli (kripto) paraların kraliçesi konumundaki Bitcoin’den sonra  üçüncü  ve beşinci büyük piyasa değerine sahip iki marka daha yaratmayı pekala başardılar. İkinci sırada Etherium, dördüncü sırada Ripple var. Peki bunu başaranlar kim ? Resmi olarak kimse bilmiyor. Karşınızda gerektiğinde hesap sorabileceğiniz merkezi veya şeffaf bir otorite veya şirket yok. Gerçi mevcut Bitcoin arzının %60’ının Çinliler tarafından kontrol edildiğine inanılıyor. Başka bir inanış (veya komplo teorisi) Bitcoin projesinin Çin devletinin örtük desteğine sahip olduğu. Eğer böyle ise Bitcoin’inin çökmesi için uzunca bir süre daha beklemek gerekebilir. Zira dolaşımda olan Bitcoin sayısının ve 9000 ABD Doları fiyatın çok fazla bir anlamı yok.   Zira her bir Bitcoin virgülden sonraki sekiz haneye kadar bölünüp, alınıp satılabiliyor. Bir Bitcoin’in 10 milyonda biri bir satoshi’ye eşit (Bitcoini geliştiren bilinmeyen kişi veya grubun takma ismi Satoshi Nakomato’ya atfen).  Dolayısıyla bir tam Bitcoin çok pahalı görünüyor olabilir, ancak sadece 9 ABD Doları’na  (35 TL’sına) 100.000 satoshi satın alabilirsiniz (!). Bir satoshi’nin bir cent’e eşit olabilmesi için bir Bitcoin’in 100.000 ABD Doları değere ulaşması gerekiyor.

Yukarıda dikkat çektiğimiz ucuzluğa (!)  rağmen tek bir satoshi bile kripto para dünyasında çok fazla değerli. Örneğin satoshi kullanarak kripto para alış verişi yapmak cebinize Cumhuriyet altını koyup semt pazarına alış-verişe çıkmaya benziyor. Alış-verişte doğrudan Bitcoin kullanmak yerine önce daha düşük değerli ancak kabul gören başka bir şifreli paraya dönüp (örneğin Doge) kullandığınızda,  doğrudan satoshi kullanarak alabileceğiniz miktarın 20 katını almak mümkün olabiliyor. Piyasa istatistikleri aynı şifreli paranın aynı günde aynı veya farklı piyasalarda hem 0,000004 US$’a hem de 0,000080 US$ dan alınıp satıldığı örneklerle dolu. Alınıp satılan miktarlar milyonlar mertebesinde olduğundan satoshi ile atılan veya yenilen kazığın miktarı çok yüksek olabiliyor.

Şifreli paralarla ilgili piyasa istatistiklerini yayınlayan coinmarketcap.com’un verilerine göre piyasalarda halihazırda alınıp satılan şifreli para sayısı 1332’ye bunların toplam piyasa değeri ise 285 milyar ABD Dolarına ulaşmış durumda. Toplam piyasa değeri içinde öz Bitcoin’in payı %52, ‘Bitcoin cash’ ve ‘Bitcoin gold’un  payı ise %10 civarında. İlk beşin hakimiyeti %82 seviyesinde. Her kripto para kendisine iyi kötü bir misyon belirlemiş. Sanal kumarhane parası olmayı hedefleyen de var çevreyi korumayı, yoksulların parası olmayı hedefleyen de.  Azami arz miktarı sınırlı  (deflasyonist) olanı veya sınırsız (enflasyonist) olanlar, madencilik yaparak kripto para üretebilecekleriniz veya madencilik  yapamayacaklarınız var. Bİtcoin’in, barındırdığı yapısal sorunlar nedeniyle,  eninde sonunda işlevsiz kalacağı düşüncesiyle Bitcoin’in zayıflıklarını içermeyen bir kripto para olma hayaliyle yola çıkanlar da var. Bazıları ihtimaldir ki vurgun amaçlı.  Çünkü her şeyin satılabildiği bir ortamda basit bir projeyle birkaç-milyon, o da olmazsa bir-kaç yüz bin dolar kaldırmak hiç zor gözükmüyor. Ancak  bankalar, takas ve ödeme sistemleri tarafından çok ciddiyetle takip edilmesi gereken veya zaten bu kurumların desteğini sağlamış ‘Ripple’ gibi projeler de mevcut.     Bitcoin future sözleşmelerinin organize piyasalarda (CMO) işlem görmelerinin gündeme gelmesiyle, değerlendirmelerde daha bir dikkatli davranıldığı, ‘ya tutarsa’ deyip Nasreddin Hoca safına geçenlerin çoğaldığı gözlemleniyor. Bu gerçekleşirse, kısa pozisyon almak da mümkün olacağından, piyasalarda daha sıhhatli fiyat oluşacağı iddia ediliyor.

Şifreli paraların sekiz yıllık bir geçmişi var. Bu kadar ilgi görmelerinin, şaşılacak ölçüde güven sağlamalarının temel nedeni dayandıkları teknoloji. Son zamanlarda duymaktan belki de  ‘gına’ getirdiğimiz ‘Blok zinciri’ (Blockchain) teknolojisinden bahsediyoruz.  Aslında Bitcoin’i ponzi olarak niteleyenler bile şifreli  paralarla dayandıkları teknoloji birbirinden ayırıp,  ‘Bitcoin başka’ ‘Blockchain’ başka demeyi ihmal etmiyorlar. Bitcoin’in geleceği ile ilgili belki çok fazla fikrimiz yok, ama Blockchain teknolojisinin özellikle finans dünyasını adeta yeniden dizayn edeceği yönünde sarsılmaz bir inanç oluşuyor.

Belki de doğrudur. Yani kripto paralar, meşhur ettikleri Blockchain teknolojisinin  en iyi kullanım örnekleri değildir. Ama fiziki olarak hiçbir kıymeti olmayan, değersizleştiğinde bir bardak su bile içilemeyecek Bitcoin’e gösterilen ilgi, sadece kısa sürede köşeyi dönme arzusu, sürü psikolojisi ile açıklanabilir mi? Bitcoin’in finansal değeri çökse bile,  kripto paralar gündemden kolayca düşer mi?  Lambadan çıkan cin artık geriye girer mi?

Devam edeceğiz…

Devamı için tıklayınız..

 

Yasal Uyarı: Bloğumuzda yayınladığımız yazıların öncelikli amacı,  ‘Bankacılıkta Risk ve Sermaye Yönetimi’ isimli  kitabımızın okuyucularına kitapta irdelenen konularla ilgili  daha kapsamlı ve gerektiğinde daha güncel bilgi sunmaktır. Yazılarımızda   yeralan tespit ve değerlendirmeler şahsımız dışında  hiçbir kişi veya kurumu bağlamaz. Yatırımcılar, yazılarımızda yeralan bilgi, tespit ve değerlendirmelerden hareket ederek para veya sermaye piyasalarında pozisyon aldıklarını iddia edemezler. Yatırım danışmanlığı ile iştigal edenler, yatırımcıları yönlendirici mahiyette tavsiyelerde bulunanlar, yazılarımızdan, kaynak göstermek suretiyle dahi alıntı yapamazlar.  

The post Bitcoin çöker mi ? (I) appeared first on Dr. M. Ayhan ALTINTAŞ.

]]>
594