Basel 4 yol alıyor…

İlk blok yazımızda Basel 4 taslağı olarak nitelediğimiz düzenleme çalışmalarının çoğunun sonuçlanıp standart formuna kavuştuğunu, Basel Bankacılık Denetim Komitesi’nin dün (7 Aralık 2017) yaptığı açıklama ve yayınlarla öğrenmiş bulunuyoruz. Basel Komitesi bu çalışmaları küresel krizden sonraki reform sürecinde yapılan tüm çalışmaları kavrayacak bir şekilde Basel 3 olarak niteliyor ve 2017 reformlarının tanıtımını da ‘Basel 3’ün nihayetlendirilmesi’ başlığıyla yaptı. Dolayısıyla, en azından Komite’nin gözünde, reform sürecinin tamamlandığını varsayabiliriz. Komite, bu açıklamadan sonra, yapacağı kapsamlı reformları muhtemelen başka bir sıfatla tanımlamak zorunda kalacak. Umarız böyle bir ihtiyaç hiç hasıl olmaz. Zira nihayetlendiği açıklanan düzenlemelerin bile sektör tarafından sindirilmesi için asgari on yıllık bir süre gerekir diye düşünüyoruz. Kaldı ki önümüzdeki süreçte, nihayetlenen çalışmalarda da pek çok değişiklik ihtiyacı doğabilir.

Komite, yeni düzenlemeleri Basel 3 olarak nitelemekte ısrar etse de, sektörde bu düzenlemeler Basel 4 olarak anılıyor. Biz de kişisel olarak Basel 4 nitelemesinin büyük fayda sağladığını düşünüyoruz. Zira Komite’nin 1988 yılından bu yana riskler bazında tanıttığı yöntemleri birbirinden ayırmak başka türlü mümkün olamıyor. Nihayetinde ya küresel krizden sonra bir ihtiyaca binaen ortaya yeni çıkan veya 2004 yılında Basel 2 olarak tanıtılan kapsamlı sermaye yeterliliği uzlaşısını (ki bazı bileşenleri 1996 tarihli piyasa riski düzenlemesinden yadigardır) tahkim etmeye yönelik düzenlemelerden bahsediyoruz. Ancak Basel 3 aşamasında risk bazlı sermaye yeterliliği uzlaşısının yanı sıra likidite yeterliliği, risk bazlı olmayan kaldıraç oranı, zarar karşılama kapasitesi benzeri pek çok yeni düzenleme yapıldığını hatırlamak gerekiyor. Düzenlemelerden önemli bir bölümünün ise, geçmişte yapılan hataları (küresel krize tepki mahiyetinde çok acele ile yapılan düzenlemelerle yapılan hatalar dahil)  düzeltmeye yönelik olduğunu belirtmekte fayda var. Düzenlemelerden bazıları eskiye dönüş veya geri çekilme olarak da nitelenebilir. Örneğin kullanılan yöntemlerin gelişmişlik düzeyini baz alıp ölçeklerseniz, Basel 4 düzenlemelerinin aslında Basel 1.75 olduğunu düşünebilirsiniz.

Komitenin açıkladığı 2017 reformları ve planlanan yürürlük tarihleri aşağıdaki gibi:

Ülkemiz bakımından önem arz etmese de düzenlemeler içinde en önemlisi  ileri/gelişmiş/içsel yöntemleri kullanan bankaların da bundan sonra standart yöntemleri baz olarak kullanmalarının zaruri hale gelmesi. İleri/gelişmiş/içsel yöntemlerle hesaplanan risk ağırlıklı varlık tutarı (riske esas tutar) standart yöntemlerle hesaplanan tutarın %72,5’inden daha düşük olamayacak. Ancak bu oran 1 Ocak 2027’de geçerli olacak. Taban uygulaması 1 Ocak 2022’de %50 ile başlayıp kademeli olarak artacak.

Ülkemiz bankalarını ilgilendiren en önemli düzenleme,  yeni operasyonel risk çerçevesi. Mevcut standart ve ileri ölçüm yaklaşımları kaldırılıyor.  Tek bir standart yaklaşım olacak. İçsel modellerin yasal sermaye yeterliliği hesaplamalarında kullanılmasına izin verilmeyecek.

Kredi riski standart yaklaşım revizyonu,  istişareye açılan son dokümanlarda ortaya konulan çerçeveden fazla sapılmadan tamamlanmış gözüküyor. Bağımsız kredi derecelendirme notlarını kullanmak istemeyen ülkelerde banka ve kurumsal şirket portföyleri için yeni geliştirilen SCRA  -Standart Kredi Riski Değerlendirme Yaklaşımı (Standardised Credit Risk Assessment Approach) kullanılabilecek.  Ülke (hazine) riskleri için benzer bir hareket tarzı şimdilik mümkün olmamış. İlerisi için de söz verilmiyor.  Komite yine de, reform dokümanlarının yanı sıra,  ülke riskleri ile ilgili bir tartışma dokümanı yayınlamayı ihmal etmedi.

Kredi riski içsel derecelendirme yaklaşımında yapılan revizyonların istişareye açılan dokümanlarda niyetlenilen boyutta veya keskinlikte  olmadığı dikkat çekiyor. Temerrüt örneği kısıtlı portföylerde içsel derecelendirmeye tamamen son vermek yerine,  bazı risk parametrelerinin denetim otoritesi tarafından sağlandığı temel içsel derecelendirme yöntemi bu portföyler için tek seçenek haline getirilmiş. Standart yaklaşımda SCRA seçeneği tanınırken, içsel derecelendirme yönteminde  banka ve büyük kurumsal portföyün bağımsız derecelendirme şirketlerinin notlarına emanet edilmesi çelişki olarak değerlendirilmiş veya muhalefetle karşılaşmış olabilir. Ancak yukarıda açıkladığımız ‘taban’ uygulaması sebebiyle bunun çok önemli olmadığı da söylenebilir.

Yeni piyasa riski çerçevesi Ocak 2016’da açıklanmıştı.  Planlanan uygulama tarihi 2019 idi. Dünkü açıklama ile uygulama tarihi  2022’ye ötelendi. Zaten piyasa riski düzenlemesinin nihayetlendiği de söylenemez. Malum yeni piyasa riski çerçevesinin standart yaklaşımları Basel 2’yi mumla aratacak ölçüde kompleks. Sistemik önemli olmayan bankalar için basitleştirilmiş  bir standart yaklaşım üzerinde çalışılıyor.  29 Haziran 2017’de istişareye açılan  çalışma sonlanmış değil.

Bağlamadan bir hatırlatma daha. Basel 4 düzenlemeleri içinde anılan ‘müdahil olma riski’ne (step –in risk)’  ilişkin nihai doküman Ekim 2017’de yayınlandı. Ortaya somut yükümlülükler getiren bir standart yerine, bol tavsiyeli bir rehber çıktı. Ancak iyi değerlendirilmesinde yarar var. En geç uygulama tarihi 2020.

 

Yasal Uyarı: Bloğumuzda yayınladığımız yazıların öncelikli amacı,  ‘Bankacılıkta Risk ve Sermaye Yönetimi’ isimli  kitabımızın okuyucularına kitapta irdelenen konularla ilgili  daha kapsamlı ve gerektiğinde daha güncel bilgi sunmaktır. Yazılarımızda   yeralan tespit ve değerlendirmeler şahsımız dışında  hiçbir kişi veya kurumu bağlamaz. Yatırımcılar, yazılarımızda yeralan bilgi, tespit ve değerlendirmelerden hareket ederek para veya sermaye piyasalarında pozisyon aldıklarını iddia edemezler. Yatırım danışmanlığı ile iştigal edenler, yatırımcıları yönlendirici mahiyette tavsiyelerde bulunanlar, yazılarımızdan, kaynak göstermek suretiyle dahi alıntı yapamazlar.